Akreplerin üreme biyolojisi, eklembacaklılar arasında pek çok açıdan sıra dışıdır. Erkek ile dişi arasında doğrudan bir çiftleşme organı teması olmaz; sperm, zemine bırakılan bir paket aracılığıyla aktarılır. Döllenmiş yumurtalar dişinin vücudunda gelişir ve yavrular canlı doğar. Doğumdan sonra yavruların ilk günlerini annenin sırtında geçirmesi ise akreplerin en tanınan davranışlarından biridir.
Kur ve çiftleşme dansı
Üreme, erkeğin uygun bir dişiyi bulmasıyla başlar. Üreme döneminde erkeklerin daha hareketli olduğu ve dişi aramak için sığınaklarından uzaklaştığı sık gözlenir. Erkeğin dişiyi kimyasal izler ve titreşimler aracılığıyla algıladığı düşünülür; zemine yakın uzanan pektinler bu algıda önemli rol oynar. Karşılaşmanın ardından erkek, bazı türlerde gövdesini sarsarak ya da kuyruğunu hareket ettirerek dişiye yaklaşır.
Erkek ile dişiyi ayırt etmek her türde kolay değildir. Birçok türde erkeklerin pektinleri daha iri ve pektin dişleri daha çoktur, dişilerin gövdesi ise daha geniştir; bazı türlerde erkeklerin kıskaçları ya da metasoması belirgin biçimde farklı biçimlidir. Genital operkulumun yapısı da cinsiyet ayrımında kullanılan ölçütler arasındadır. Kapalı üretimde doğru eşleştirme, bu ayrımın güvenilir yapılmasına bağlıdır.
Ardından çiftleşme dansı olarak anılan evre gelir. Erkek, dişinin kıskaçlarını kendi kıskaçlarıyla kavrar ve onu ileri geri yönlendirerek uygun bir zemin arar. Bu dans türe göre dakikalardan saatlere kadar sürebilir. Bazı türlerde erkeğin dans sırasında iğnesini dişinin vücuduna, çoğu zaman eklem yerlerine batırdığı gözlenmiştir; bu davranışın dişiyi sakinleştirmeye yönelik olduğu düşünülse de işlevi tam olarak aydınlatılmış değildir.
Spermatofor: dolaylı aktarım
Erkek uygun zemini bulduğunda, sperm paketini taşıyan ve spermatofor adı verilen yapıyı zemine yapıştırır. Spermatofor, sert bir sap üzerinde duran bir kapsüle benzer. Erkek daha sonra dişiyi, genital açıklığı paketin tam üzerine gelecek biçimde çeker. Dişinin baskısıyla paketin açılmasını sağlayan bir mekanizma tetiklenir ve sperm dişinin genital açıklığına aktarılır. Bu yüzden zeminin niteliği önemlidir: çok gevşek ya da çok pürüzlü bir yüzey paketin sabitlenmesini zorlaştırır.
Aktarım tamamlandıktan sonra çiftler çoğunlukla hızla ayrılır. Dişinin erkeği yemesi akreplerde de bildirilmiş bir davranıştır, ancak her çiftleşmenin böyle sonlandığı düşünülmemelidir. Pektinlerin ve genital açıklığın vücuttaki yeri vücut yapısı yazısında anlatıldı.
Gebelik ve canlı doğum
Akreplerde embriyolar dişinin vücudunda gelişir; yavrular dışarıda yumurtadan çıkmaz, canlı doğar. Gelişme biçimi aileler arasında farklılaşır. Bazı gruplarda embriyo besin maddesince zengin bir yumurta içinde gelişir; bazılarında ise yumurtalık tüpüne bağlı özel keseler içinde anneden doğrudan beslenir. Buthidae ailesi ilk gruba örnek gösterilir.
Gebelik süresi uzundur ve türe, sıcaklığa ve beslenme durumuna göre birkaç aydan bir yılı aşan sürelere kadar değişebilir. Gebeliğin ilerleyen döneminde dişinin mesosoması belirgin biçimde genişler. Bazı türlerde dişilerin tek bir çiftleşmeden birden fazla doğum yapabildiği bildirilmiştir. Az sayıda türde ise döllenme olmadan üreme, yani partenogenez de tanımlanmıştır.
Doğum sırasında dişi ön bacaklarını kıvırarak vücudunun altında sepete benzeyen bir yapı oluşturur. Yavrular genital açıklıktan birer birer çıkar, bu sepete düşer ve oradan annenin bacaklarına tutunarak sırtına tırmanır. Doğum çoğunlukla sığınak içinde ve gözden uzak gerçekleşir; bu yüzden kapalı ortamda bile çoğu zaman yavrular sırtta görüldüğünde fark edilir. Bir doğumdaki yavru sayısı türe göre birkaç bireyden yüze yaklaşan sayılara kadar geniş bir aralıkta değişebilir.
Yavrular neden annenin sırtında taşınır?
Yeni doğan yavru, yetişkinin küçük bir kopyası değildir. Kutikulası ince ve yumuşaktır, iğnesi ve kıskaçları henüz işlevsel değildir ve kendi başına avlanamaz. Bacak uçlarında pençe yerine tutunmaya yarayan yapışkan yapılar bulunur; bu yapılar yavrunun annenin sırtına sıkıca tutunmasını sağlar. Yavru bu dönemi yumurtadan kalan besin rezerviyle geçirir. Anne de bu süre boyunca genellikle daha az hareket eder ve sığınağında kalmayı tercih eder.
Annenin sırtı bu kırılgan dönemde birkaç işlevi birden görür:
| İşlev | Açıklama |
|---|---|
| Korunma | İnce kutikulalı yavrular avcılara karşı savunmasızdır; annenin varlığı caydırıcıdır |
| Su kaybının sınırlanması | Yavrular kuru zeminle doğrudan temas etmez, annenin sığınağındaki nemli ortamda kalır |
| Birlikte kalma | Kardeşler dağılmadan aynı sığınakta tutulur |
| İlk deri değişimi | Yavrular ilk deri değişimini genellikle annenin sırtında tamamlar |
İlk deri değişiminin ardından yavruların kutikulası güçlenir, bacak uçlarında pençeler belirir ve bireyler kısa süre içinde anneden ayrılarak kendi başına yaşamaya başlar. Sırtta geçen süre türe ve sıcaklığa göre değişmekle birlikte genellikle birkaç gün ile birkaç hafta arasındadır. Yetişkinliğe ulaşana kadar birkaç kez daha deri değiştirirler; bu süreç deri değiştirme yazısında ele alınıyor.
Kapalı üretimde üreme dönemi
Kapalı devre bir tesiste üreme, koloninin sürekliliğinin temelidir ve kendine özgü bir bakım düzeni ister. Genel yaklaşımın başlıca unsurları şunlardır:
- Gebe olduğu düşünülen dişiler ayrı barınaklara alınır ve rahatsız edilmez.
- Yavrulu dişiler, yavrular sırttan inene kadar elleçlenmez; venom sağımı gibi işlemler bu döneme denk getirilmez.
- Doğum tarihi ve yavru sayısı kayda geçirilir; kayıt bireyin ve partinin geçmişini izlemeye yarar.
- Yavrular dağılma evresine geldiğinde ayrı barınaklara alınır; aksi hâlde kardeşler arasında ya da anne ile yavrular arasında birbirini yeme görülebilir.
- Sıcaklık ve nem, gebelik ve ilk deri değişimi boyunca özellikle dikkatle izlenir.
Bu ilkelerin koloni yönetimindeki yeri kapalı devre üretim yazısında, ortam koşullarının denetimi ise sıcaklık ve nem yazısında anlatılıyor. Türe özgü üreme verileri için saha ve laboratuvar literatürü esas alınmalıdır; bu yazı akrepler için genel bir çerçeve sunar.




